Malatyalı Ülkücüler

7/12/2008

ÜLKÜCÜLÜĞÜN TEMEL ESASLARI

"ÜLKÜCÜLÜĞÜN TEMEL ESASLARI"

 


        Gayemiz iyi bir Türk olmaktır. İyi bir Türkolmak, Türk'ün törelerini, dilini, dinini, ülküsünü iyi bilmek, iyi yaşamaklaolur. Türk'ün gücü imanıdır. İmanının özü ise kendi öz kültürüdür. Türk kültüründe,milletin aynı kültür doğrultusunda yaşamasının sağlanması için, üç unsura kayıtsızşartsız bağlanılması gerekmektedir. Lider, doktrin, Teşkilat. Bu üç unsuru iyibilmek, anlamak, yaşamak zorundayız. Bu üç unsur milletin birlik, dirlik ve güçlülüğünüsağlayan temel prensiplerdir. Türk kültüründe güçlü devlet kurabilme, Turan'ı gerçekleştirebilmekve Kutlu Düzeni sağlamak için gerekli olan bu üç unsuru tek tek tetkit etmekgerekiyor.

        LİDER

        Liderlik, okullarda okuyarak, ihtisas yapılarakelde edilebilecek bir mefhum değildir. İnsanlar birbirinden ayıran bir özellik şahsikarakteridir. Bazı insanlar inançlarına tam anlamıyla bağlıdır. Yaşayış tarzınıtamamen inançlarına göre düzenler. Duygularını ve düşüncelerini bu inançistikametinde yönlendirir. Bu kişilerde bu inançlarına bağlılık karakteristik birözelliktir. İşte Cenabı Allah bazı şahsiyetli insanlara, kendi kültür öğeleriniiyi yaşama vasfını nasip etmiştir. Türk lideri de, Türk kültürünün bütün öğelerinien iyi bilen, en iyi uygulayan şahsiyet sahibi olmalıdır.

        Türk'lerde liderlik vasıflan ve Türk kültürüiçerisinden çıkarılmış bazı öğeler şunlardır:

        Lider, özü sözüne uygun olan kimsedir.
        Lider, yüksek bir ahlakın, üstün birseciyenin sahibi olan kişidir.
        Lider, ölüme giderken de inançlarındantaviz vermeyen kişidir.
        Lider, teşhisinde yanılmayan, kolay kolayaldatılmayan, aldanması mümkün olmayan kişidir.
        Lider, milli olanı milli olmayana her zamantercih eden, bu tutumunda her zaman kararlılık gösteren kişidir.
        Lider, her türlü haksızlığın karşısındabaşını dimdik tutan ve zorbalıklar önünde eğilmek nedir bilmeyen kişidir.
        Lider kişinin, sınıfların, baskı gruplarınınyararına değil, öncelikle milletin menfaatlerini düşünmesini bilen kişidir.
        Lider, milli olmayan her düşüncenin, herekonomik sistemin ve devlet anlayışının karşısında milli olanı büyük birfaziletle, korkusuzluk ve cesaretle savunmasını bilen kişidir.
        Lider, milleti meydana getiren dil, din, kültür,tarih ve soy birliğine, vatan kavramına sadakat ile bağlılık ile göstermenin birzaruret olduğuna inanan kişidir.
        Lider, sosyal hafiflikleri değil, milli vakarve üstünde tutulmasını isteyen ve bu konuda her türlü dikkat ve titizliği gösterenkişidir.
        Lider, gerek iç politikada, gerekse dışpolitikada olsun, millet ve devlet yararına alınması ve geliştirilmesi gerekenmeseleleri kendi politik ve kişisel çıkarları için bir araç olarak kullanmakheveskarlığına kapılmayan kişidir.
        Lider millet devlet felsefesini "DevletiEbed müddet" ilkesi doğrultusunda ve kendi soylu esprisi dahilinde yaşatmayı amaçlayankişidir.
        Lider, milleti, devleti ve ülkeyi tehdit edenher alçakça girişimin tam zamanında karşısına dikilen kişidir.
        Lider, milletin ruh ve gönül yapısı ilesosyal alışkanlıklarını daima göz önünde bulundurarak, millete en yararlı olmasıgereken çare ve tedbirleri almada başarı gösteren kişidir.
        Lider, nazizme, faşizme olduğu kadar komünizmede, millet varlığı için tehlikeli gördüğü her türlü kozmopolit akım vesistemlere de olmaz demesini, durdurucu, caydırıcı ve önleyici tedbirler koymasınıbilen kişidir. , Lider, günübirlik meselelerin yerine büyük ülküleri gerçekleştirmeyi,milletin, devletin ve ülkenin 10-15 yıl sonraki geleceğini değil, 50-100-200 ve hatta500 yıl sonraki geleceğini düşünen bunun ilmi hesaplarını, aritmetiğini varsayımdan,ihtimallerden ötede değerlendirme cihetine yönelen kişidir.
        Lider, kanunların örf, gelenek ve adetlerlemodern teknikte ilim ve uygarlık anlayışının birbirinin tamamlayıcıları olarakbenimsenmesi üzerinde önemle duran kişidir. Bu gerçeğe inanan,iman eden kişidir.
        Lider, milli istiklal, toprak bütünlüğü,milletin birlik ve beraberliği yolunda ölümü bile ehvenden sayan kişidir.
        Lider, milletini çağların üstünden sıçratarakmilletine bu ruh, bu inanç ve bu şuuru aşılayarak, onun ilim de, teknikte ve uygarlıktaen ileri milletlerin de önünde yer almasının mücadelesini veren kişidir.
        Lider, hiç bir ön yargı ve siyasi yatırımamacıyla yahut maddi menfaatleri karşılığında devlet sırlarını açıklamayan, buzavallılığı, benimsemeyen kişidir.
        Lider, her türlü iftira, yalan ve hakaretifade eden kelimeyi sözlüğünden çıkartıp atan kişidir.
        Lider, ön sezgisi kuvvetli, kararlı isabetli,fikir ve kanaatleri istisnasız bir şekilde en mükemmel, en iyi ve en doğru olan kişidir.
        Lider, güçlüklerden yılmaz, tehditlere papuçbırakmaz, vatanını bir pula satmaz.
        Lider, kavgadan kaçmaz, kaçırılmaz.
        Lider, dün neyi savunuyorsa, bugün de, yarında yine aynı şeyleri savunarak savaşını sürdürür, daima ileriye bakar, ufku daimailerisidir.

        Türk töresinde liderde aranan vasıflarbunlardır. Bu vasıflara sahip bulunan şahsiyetler daima hedefe varır. Türk İslamdavasını sistemli hale getiren dava önderinde mutlaka bu vasıflar bulunmalı. Zira dünyamilletleri kendi menfaatleri için başka milletler üzerinde hesaplar yapmaktadır. Buvasıflara sahip şahsiyetler başka milletlerin kendi ülkelerindeki hesaplarını bozar.Bu vasıflara sahip olmayanlar ülkeyi başka milletlerin güdümüne bilerek veyabilmeyerek sokarlar.

        Cenabı Allah sevdiği Türk milletine enbuhranlı günlerinde mutlaka kurtarıcı bir lider nasip etmiştir. Alparslan Türkeş yüzyılımızınbu vasıflara yegane sahip lideridir.Onun hayatı başlı başına bir mücadele başlıbaşına bir davadır. O lidere bağlılık ve teslimiyet, kendini Türk kabul edenlerinyapması gereken şeylerdir. Hele de bu Türk ufkunu Nizamı Alem'e yöneltmiş bir ülkücüise, liderini iyi tanımalı ve ona teslimiyet bilinci ile bağlanmalıdır.

        1944 yılından beri fikirleriyle bütün Türkdünyası için hürriyet mücadelesi veren, doktrinleriyle de Türk Devleti'ni güçlü,kılmak milletinin mutlu olmasını sağlamak ve dünya insanlık aleminin gerçek adaletekavuşması için çizgisinden taviz vermeyen her türlü çileye rağmen Hak yolunda mücadeleyedevam eden ve Türk milliyetçiliğinin milletimizin milli meselesi olmasını sağlayan1300 yıl sonra Türk kurultayı yapan ve bu kurultayda Hakan'lık unvanı alan Dünya Türk'lüğünündeğişmez Lider'i Alparslan Türkeş'tir. Makamı "Başbuğ’luktur.


        DOKTRİN

        Bir milletin kendi kültürüyle yönetilmesi omilletin milletlerarası mücadelesinde zafer kazanmasına sebep olur. Liderlik anlayışımızdaolduğu gibi devletin, kalkınma meselelerini çözümde kendi kültürümüzü örnek alıyoruz.

        Dolayısıyla devletin kalkınma politikasını,Türk Kültürünü incelediğimizde bazı dilimlere ayırmak zarureti hasıl oluyor. Bukonu uzmanları tarafından 9 dilime ayrılmıştır. 9 rakamı Türk Kültüründe ve İslaminançlarında kutsal sayılan bir rakamdır. Türkiye'nin kalkınmasını 9 farklımaddeler halinde dilimlere ayırıp her birini ayrı ayrı kültür potasında çözümlemeyoluna gidilmiştir.

        Türkiye’nin bugün ileri gitmiş modernmilletlerin, modern devletlerin seviyesine ulaşması için dünya çapında ilim adamlarıve teknik insanlar kadrosuna ihtiyaç vardır. Bu kadrolarla tamamen, %100 milli birtutumla eksikleri tamamlamak, hataları gidermek gerekir.

        Kendi öz değer ve kültür kaynaklarımızlamilli ihtiyaçlarımızı esas alarak telafi etme ve çare bulma düşüncesiyle 9 ışıkortaya konmuştur. "Herşey Türk için, Türk'e göre, Türk tarafından"sloganında manalaşan ve Ozan Arifin söylediği "Doktorun Türk, ilaç İslamolacak" mısralarına akseden milli kurtuluş ve milli yükseliş hamlesi dün olduğugibi bugün de hatta yarın da Türk Milletinin yegane kurtuluş reçetesidir. Çünkü diğerbütün fikri ve siyasi ideolojilerin karşısında tek Milli Doktrin'dir. Çünkü kaynağını,özünü Türk kültüründen almaktadır. Çünkü doktriner yapımız "Türk'lükgurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletidir."

Bu doktriner yapımızı maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz.

        1. Milliyetçilik
        2. Ülkücülük,
        3. Ahlakçılık,
        4. Toplumculuk,
        5. İlimcilik
        6. Hürriyet ve Şahsiyetçilik
        7. Köycülük,
        8. Gelişmecilik ve Halkçılık
        9. Endüstri ve Teknikçilik

        Türkiye bu maddelerde izah edilen dilimleriiyice anlamadan , bu doktirinleri uygulamadan dışarıdan ısmarlama alınan yabancısistemlerle yükselişini ve kurtuluşunu sağlayamaz. Bu doktrin Türk’ün özü , Türk’ünkurtuluş reçetesidir.

TEŞKİLAT

        İnsanları milliyetçi , toplumcu fikir yapımızlaaydınlatma , koordine etme ve ülkücünün yakın hedefinin iktidar olmasını temin içinbirer eğitim yuvası olan Ocaklarımız ve ocaklarımızda yetişen , yetişirken dedevleti kurtarma , topraklarımızı vatan yapma , milletin milli değerlerini yüceltme ,insanlara şahsiyet kazandırma ruhunu almış kadroları iktidar yapma vasıtası olarakda M.H.P her ülkücünün teşkilatıdır. Ocaklarımız birer ilim irfan yuvasıdır vede öyle olmalıdır. Biz Ülkücüler bu ocaklarda devletimizin bekası için yetişmekve hazır olda beklemek mecburiyetindeyiz. Çünkü devletine sahip çıkan , millet içinçalışma arzusu taşıyanlar ülkücülerdir. Öyleyse ülkücülerden başkası devletiiçin var gücüyle çalışmazlar. Bizler kadrolarda yerimizi alarak , ocaklarda aldığımızruhu iktidara taşımalıyız. Bu yol partilerden geçer. Var oluşlarının gayesi millikurtuluş hamlesi olan tek siyasi vasıta Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

        Çünkü Milli kurtuluş ve yükseliş davasıdiye kendi kültürümüzde bulduğumuz Dokuz Işık’ı doktrin halinde savunan veiktidara geldiğinde uygulanacak tek çare olarak gören siyasi parti M.H.P’dir.

7/12/2008

KIZIL ELMA

KIZIL ELMA

Türkler, özellikle Oğuz Türkleri arasında cihan hâkimiyetinin sembolü olarak ifadesini bulmuş bir mefhum veya mefkuredir. Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre batı yönünde ulaşılması gereken bazen bir belde, bazen de bir ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan veya cihan hâkimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak yahut top olarak tahayyül edilmektedir.

Bu altın top bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade olunmuştur. Türklerde çok eski inanç ve töreye dayanan Kızılelma, Türkistan sahasından Hazar denizinin doğusundan gelen Oğuzların, Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hâkimiyetin ifadesi olarak bulunan altın top (Kızılelma'yı) ele geçirmeyi ülkü edinmişler.

Buradan İran'da hüküm süren Türk boylarına, oradan da Osmanlılara geçmiştir. Osmanlı Türk devletinin Macaristan'da bulunan Kızılelma'yı bulup ele geçirmelerinden sonra fethetmek istedikleri yerlerde bir Kızılelma'nın varlığına inandığı ve bu uğurda mücadele ettiği görülmektedir. Türkler, inandıkları Tek Tanrı'nın dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi. Bunu Bilge Kağan'ın ; "Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum" sözlerinden de anlamaktayız. Yine Bilge Kağan'ın ağzından Türk imanı şöyle ifade edilmekteydi; Türk Tanrısı, milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan'ı ve anam İl Bilge Hatun'u gökten tutup yükseltmiştir.

Oğuz Kağan'ın doğumundan itibaren ilâhî bir nurla beslendiği tarihî ve efsanevî kaynaklarda yer almaktadır. Oğuz Kağan'ın Tanrı tarafından ilâhî kudretle techiz edilmesinin yanında yardımcısı ve rehberi de aynı kaynaktan beslenmiştir. Gökten indirilmiş Gök-Börü (Bozkurt) Oğuz'un seferleri sırasında ona kılavuzluk yapar. Oğuz Destanı'nda geçen şu mısralar bunu en güzel şekilde izah etmektedir:

"Ben sizlere oldum kağan
Alalım yay ile kalkan
Nişan olsun bize buyan
Bozkurt olsun bize uran"

Turdı Han'ın 598 yılında Bizans İmparatoru Maurikianur'a gönderdiği mektupta geçen ; "Dünyada yedi iklimin efendisi ve yedi ırkın kağanı..." ibaresi ile Tuna Bulgarlarının hanı Melemir Han'ın kendisi ve şahsında ifadesini bulan Türkler için kullandığı; "Tanrı tarafından gönderilmiş Tanrı'ya benzer Melemir Han..." ifadesi Türk milletinin İslâmiyet'ten önceki dönemde Tanrı tarafından kutlu kılınmış olduğu inancını göstermektedir. Bu ve buna benzer çeşitli inançlar, Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra da devam etmiştir. Kendilerini Tanrı tarafından dünya nizamını sağlamak için gönderildiklerine inanmışlardır. Zira Türk insanının mücadeleci ruhu ve cihan hâkimiyeti ülküsü İslâmî inanışa da uygundu. İslamiyet'ten önce kahramanlara verilen alp'lik unvanı, İslâmiyet'ten sonraki dönemlerde alp-eren şeklini alıyor, böyle hayat buluyordu. "Benim Türk adını verdiğim ve şarkta yerleştirdiğim bir ordum vardır.

Bir kavme gazaplandığım zaman onları o kavmin üzerine saldırtırım" mealindeki hadis-i kutsi, İslâm dünyasında Türkler hakkında söylenen rivayet ve kehanetlere örnektir. Hz.Muhammed'in ; "Horasan'da Arap olmayan, güzel yüzlü hâkim bir insan zuhur edecek; onun adı da benimki gibi Muhammed olacak ve Büveyhilerin baskısına son verecektir. Horsan'dan Büyük Dervazat'a kadar fetihler yapacak. Irak, İran ve Mekke hutbelerinde adı okunacaktır " mealindeki hadis ile "Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız" mealindeki hadisler bütün İslâm dünyasında dilden dile yayılmaktaydı.

Türkler, gerek İslâmiyet'ten önceki GökTanrı inancı zamanında, gerek İslâmî dönemde kendilerinin Tanrı tarafından dünyaya hükmetme ve adaleti sağlamak için yaratıldıklarına ve hayat felsefesinin bu düşünce ile şekillenmesi gereğine inanmışlardır. Eski dönemlerden itibaren dünya nizamını sağlamak üzere mücadele eden Türk milleti, islâmiyet'i kabul ederek maddî ve manevî yönden bir yükselişe erişmişlerdir.

İdeallerini, kendilerinin dünya nizamını sağlama ülkülerini bu iman kaynağından beslemişlerdir. Bu kaynak Kızılelma'nın manevi yönünü teşkil eder. Tarih ilminin tespit ettiği ve kendine mahsus ileri bir kültür örneği olan Bozkır kültürü , M.Ö. l500-l700 yılları arsında teşekkül eden ve yaşayan örnek bir kültür olarak bilinmektedir. Atın ehlileştirilmesi ve demirin ileri bir teknikle işlenmesi bu kültürün önemli özelliğidir. Mücadeleci bir yapıya sahip olan Türk milleti, bunun gereği olarak ihtiyaçları ölçüsünde seyyar evler, hastahaneler ve eğitim kurumları yapıyorlardı. Bu hâl onların kolay hareket etmelerine, mekân değiştirmelerine imkân sağlıyordu. Bunun yanında medeniyetin ölçüsü sayılan giyinme, en pratik ve en kullanışlı seviyededir. Madde ile ruh, mazi ile hâl ve muhafazakârlık ile inkılâpçılık , Türk insanının yapısında öyle kaynaşmıştır ki, bu kaynaşmanın eseri, siyasî, içtimaî ve hukukî nizam, Türk devletlerinin ihtişamında belirerek yüzyıllarca yaşamış ve milletin yaşamasını sağlamıştır.

Bu birleşme, Türk milletinin sosyal yapısı ile yakından ilgilidir. Sosyal yapının çekirdeği olan ailenin sağlam olması, bunun uruğ, boy, budun şeklinde teşkilâtlanması, buradan devletin doğmasına ve devlet kanalıyla bir milletin ideallerini gerçekleştirmesi sonucunu getirmektedir. Aile, uruğ, boy ve il (Devlet)in sağlam teşkilâtlanması bir yandan millî ideallerin ve mefkûrelerin birliğini sağlıyor, bir yandan da Türk ruhundaki dinamizm ve hürriyet fikrinden olsa gerek, büyük devletlerin kurulması yanında parçalanmayı da beraberinde getiriyordu. Bu tarz katı devletçilik şekli, âdeta kendi arasında bir yarışa zemin hazırlıyor, Türkün Kızılelma'ya gitmesini daha da dinamik kılıyordu. Türk milletinin sosyal yapısı, sosyal yapıyı ayakta tutan maddî ve manevî dinamikler, onların Kızılelmaya yol almalarını gerektirmekteydi. Binlerce yıldan beri milletin şuuraltına yerleşen bu duygu, tarihî dönemler itibariyle yeniden zuhur ediyor, yeniden millete hayat veriyordu. Onların hayata sıkı sıkıya bağlanmalarını ve kendi dinamiklerini korumalarını sağlıyordu. Oğuz Han'dan Alparslan Türkeş'e kadar Kızılelma ülküsü Türk milletinin var olma ve idare etme idealinin en üst seviyede olmasına işaret sayılır. Oğuz Kağan, hâkimiyetin sembolü olarak altın evini kurar, altın evin kurulmasından sonra sefere çıkar.



26/11/2008

ALPARSALAN TÜRKEŞ’İN BAZI SÖZLERİ

LİDERİMİZ ALPARSALAN TÜRKEŞ’İN TEŞKİLAT BÜNYESİNE YÖNETİLMİŞ BAZI SÖZLERİ


1-)Emirlere mutlak itaat lazımdır.Laubali,gevşek,disiplinsiz,metotsuz,kimselerle davamız yürümez.Her şeyde örnek olmak lazımdır.

 

2-)Türk töresi;büyüklere saygı,itaat,küçüklere sevgi,şefkat;disiplin,büyüyün,küçüğün hakkına hürmettir.Türk milletinin gücü Türk töresi’nden gelmiştir.Töresi sarsıldığı yıkıldığı,bozulduğu için Türk milleti felakete uğramıştır.Türk Töresinde verilen söz önemlidir.Türk,rastgele vaadde bulunamaz.Rastgele söz veremez.Ağırbaşlıdır.Cıvık değildir.Çelik sinirlidir.Çelik gibi sinirleri vardır.Türk bir kere söz verdi mi sözünden dönmez.

 

3-)Türk töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur.Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır.Diğer bir şart,toplum uğrunda her çeşit fedakarlığı yapmaktır.Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden,şahsi zevklerden feragattir.Vazgeçmektir.Kişiler kendilerine millet için feda ederler.Türk milletinin büyüklüğü böyle teşekkül etmiştir.Türkiye böyle yaşayacak böyle yükselecektir.Onu sizler yaşatacak,sizler yükselteceksiniz.Türk töresinin en önemli geleneği sır saklamaktır.Sır saklamak…

 

4-)Türk milletinde bizanstan geçme bir hastalık vardır.Gevşeklik laubalilik, dedikodu, fitne, fesat,terbiyesizlik,birbirini beğenmek,sır saklamamak,rastgele laf söylemek…Bu hastalık sizde de var.Bu hastalığı tedavi edin. Tedavi etmeniz lazımdır.Bu hastalığı tedavi etmezseniz, kendinize yol seçin.Milliyetçi Harekette bir saniye daha fazla kalmayınız.Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz,her şeyden önce yüksek vasıflı Türk olmaya mecbursunuz.Türk milletini batıran,bizansı batıran,Osmanlı İmparatorluğunu batıran hastalık budur.

 

5-)Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bilmektir…Ne kendinizi dev aynasında göreceksiniz, herkese yukardan bakacaksınız,ne de kendinizi aşağıda göreceksiniz,aşağıdan bakacaksınız.

 

6-)Komünizm,emperyalizm bir aracıdır.Milli şuurdan mahrum olan yerlere komünizm çabuk girer.

 

7-)Zaman zaman meydana gelen olayların akıl yoluyla,mantık yoluyla halletmeliyiz. Düşmanlarımızın her türlü tertibini bozacak şekilde hareket etmeliyiz.Düşman propagandasına malzeme vermemeliyiz.

 

8-)Biz,Dokuz Işık’çı olduğumuzu belirteceğiz.Bizim bayrağımızın altında Dokuz Işık’çılar vardır…

 

9-)Kendinizi küçük görmeyiniz.Sizler kuvvetsiniz.Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir.Davamızın selameti birliktedir.Birlik,beraberlik içinde olmaktadır.

 

10-)Başarı için muntazam planlı çalışmak lazımdır.Son nefesimizin verinceye kadar çalışacağız.

 

11-)Cesaret,yüreklilik,atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz.

12-)Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lazımdır.Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.Komünizmin yerleştiği memleketlerde tarihin en önemli sömürücü, tekelci ve mutlak sınıfı olan parti burjuvazisi doğmuştur.Böylece, sınıfsız bir toplum kuracağını iddia eden komünizm,tarihi en mutlak sınıf diktatoryasını kurmuştur.Komünist partisi üyesi bir avuç mutlu azınlık dışında, herkes mülkiyet hakkından mahrum olduğu için, hürriyetten de mahrum edilmiştir.Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır.Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.Bizim savunduğumuz Dokuz Işıkçı sistemin hedefi Türk Milleti’nin her ferdini mülk sahibi yapmaktır.Milli kalkınmamızı gerçekleştirmek,her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milleti’ni yeniden kurmak zorundayız.

 

13-)Vatandaşlarımızın arasında parti,mezhep,ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

 

14-)Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz…Kapitalizm,zayıf tarafı şudur.Kar gayesinin yegane yürütücü kuvvet olması, müteşebbisi gereksiz ihtiyaç maddesi icat etmeye ve bunu ilan,reklam,propaganda yoluyla kitleye kabul ettirip israfa sebep olmasıdır.Bizim sistemimizde tasarruf yapan mülkiyet sahibi olabilmesi için her çeşit destek ve himayeye kavuşacaktır.

 

15-)İnsanlık aleminin en şerefli bir ailesi Türk Milleti’dir

 

16-)Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

 

17-)Türk Töresi, Türk Ülküsü’nün ayrılmaz bir parçasıdır.

 

18-)Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir insandır.

 

19-)Ahlakçılık anlayışımız,Türk ahlakı ve Müslümanlık inancı’ndan meydana gelmiştir.

 

20-)İslamiyet’i ele alıp Türklüğü inkar etmek ihanettir.Bunun terside aynı derecede gaflet ve ihanettir.

 

21-)Türk’ün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır.

 

22-)Kendi planımıza tabi olacağız.Düşmanlarımızı,yani Türk Milleti’nin düşmanlarını planımıza tabi kılacağız, tabi edeceğiz.

 

23-)İnsanlar;yoksulluğa,açlığa,susuzluğa tahammül ederler.Fakat adaletsizliğe,hor görülmeye, aşağılanmaya asla müsaade,müsamaha etmezler…

 

24-)Her şahıs,her kişi,düşmanlarımıza karşı canlı bir propaganda vasıtası olmak zorundadır.

 

25-)Hepiniz birer Türk Bayrağısınız.Bayrağı lekelemeyin,kirletmeyin,yere düşürmeyin.

4/11/2008

KIZILELMA NEDİR?

KIZILELMA NEDİR?
Türkler, özellikle Oğuz Türkleri arasında cihan hâkimiyetinin sembolü olarak ifadesini bulmuş bir mefhum veya mefkuredir. Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre batı yönünde ulaşılması gereken bazen bir belde, bazen de bir ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan veya cihan hâkimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak yahut top olarak tahayyül edilmektedir. Bu altın top bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade olunmuştur. Türklerde çok eski inanç ve töreye dayanan Kızılelma, Türkistan sahasından Hazar denizinin doğusundan gelen Oğuzların, Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hâkimiyetin ifadesi olarak bulunan altın top (Kızılelma’yı) ele geçirmeyi ülkü edinmişler. Buradan İran’da hüküm süren Türk boylarına, oradan da Osmanlılara geçmiştir. Osmanlı Türk devletinin Macaristan’da bulunan Kızılelma’yı bulup ele geçirmelerinden sonra fethetmek istedikleri yerlerde bir Kızılelma’nın varlığına inandığı ve bu uğurda mücadele ettiği görülmektedir.

Türkler, inandıkları Tek Tanrı’nın dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi. Bunu Bilge Kağan’ın ; “Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum” sözlerinden de anlamaktayız. Yine Bilge Kağan’ın ağzından Türk imanı şöyle ifade edilmekteydi; Türk Tanrısı, milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan’ı ve anam İl Bilge Hatun’u gökten tutup yükseltmiştir.

Oğuz Kağan’ın doğumundan itibaren ilâhî bir nurla beslendiği tarihî ve efsanevî kaynaklarda yer almaktadır. Oğuz Kağan’ın Tanrı tarafından ilâhî kudretle teçhiz edilmesinin yanında yardımcısı ve rehberi de aynı kaynaktan beslenmiştir. Gökten indirilmiş Gök-Börü (Bozkurt) Oğuz’un seferleri sırasında ona kılavuzluk yapar. Oğuz Destanı’nda geçen şu mısralar bunu en güzel şekilde izah etmektedir:

“Ben sizlere oldum kağan
Alalım yay ile kalkan
Nişan olsun bize buyan
Bozkurt olsun bize uran”


Turdı Han’ın 598 yılında Bizans İmparatoru Maurikianur’a gönderdiği mektupta geçen ; “Dünyada yedi iklimin efendisi ve yedi ırkın kağanı…” ibaresi ile Tuna Bulgarlarının hanı Melemir Han’ın kendisi ve şahsında ifadesini bulan Türkler için kullandığı; “Tanrı tarafından gönderilmiş Tanrı’ya benzer Melemir Han…” ifadesi Türk milletinin İslâmiyet’ten önceki dönemde Tanrı tarafından kutlu kılınmış olduğu inancını göstermektedir. Bu ve buna benzer çeşitli inançlar, Türklerin İslâmiyet’i kabul etmelerinden sonra da devam etmiştir. Kendilerini Tanrı tarafından dünya nizamını sağlamak için gönderildiklerine inanmışlardır. Zira Türk insanının mücadeleci ruhu ve cihan hâkimiyeti ülküsü İslâmî inanışa da uygundu. İslamiyet’ten önce kahramanlara verilen alp’lik unvanı, İslâmiyet’ten sonraki dönemlerde alp-eren şeklini alıyor, böyle hayat buluyordu. “Benim Türk adını verdiğim ve şarkta yerleştirdiğim bir ordum vardır. Bir kavme gazaplandığım zaman onları o kavmin üzerine saldırtırım” mealindeki hadis-i kutsi, İslâm dünyasında Türkler hakkında söylenen rivayet ve kehanetlere örnektir. Hz.Muhammed’in ; “Horasan’da Arap olmayan, güzel yüzlü hâkim bir insan zuhur edecek; onun adı da benimki gibi Muhammed olacak ve Büveyhilerin baskısına son verecektir. Horasan’dan Büyük Dervazat’a kadar fetihler yapacak. Irak, İran ve Mekke hutbelerinde adı okunacaktır ” mealindeki hadis ile “Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız” mealindeki hadisler bütün İslâm dünyasında dilden dile yayılmaktaydı. Türkler, gerek İslâmiyet’ten önceki GökTanrı inancı zamanında, gerek İslâmî dönemde kendilerinin Tanrı tarafından dünyaya hükmetme ve adaleti sağlamak için yaratıldıklarına ve hayat felsefesinin bu düşünce ile şekillenmesi gereğine inanmışlardır. Eski dönemlerden itibaren dünya nizamını sağlamak üzere mücadele eden Türk milleti, İslâmiyet’i kabul ederek maddî ve manevî yönden bir yükselişe erişmişlerdir. İdeallerini, kendilerinin dünya nizamını sağlama ülkülerini bu iman kaynağından beslemişlerdir. Bu kaynak Kızılelma’nın manevi yönünü teşkil eder. Tarih ilminin tespit ettiği ve kendine mahsus ileri bir kültür örneği olan Bozkır kültürü , M.Ö. 1500-1700 yılları arsında teşekkül eden ve yaşayan örnek bir kültür olarak bilinmektedir. Atın ehlileştirilmesi ve demirin ileri bir teknikle işlenmesi bu kültürün önemli özelliğidir.

Mücadeleci bir yapıya sahip olan Türk milleti, bunun gereği olarak ihtiyaçları ölçüsünde seyyar evler, hastaneler ve eğitim kurumlan yapıyorlardı. Bu hâl onların kolay hareket etmelerine, mekân değiştirmelerine imkân sağlıyordu. Bunun yanında medeniyetin ölçüsü sayılan giyinme, en pratik ve en kullanışlı seviyededir.

Madde ile ruh, mazi ile hâl ve muhafazakârlık ile inkılâpçılık , Türk insanının yapısında öyle kaynaşmıştır ki, bu kaynaşmanın eseri, siyasî, içtimaî ve hukukî nizam, Türk devletlerinin ihtişamında belirerek yüzyıllarca yaşamış ve milletin yaşamasını sağlamıştır. Bu birleşme, Türk milletinin sosyal yapısı ile yakından ilgilidir. Sosyal yapının çekirdeği olan ailenin sağlam olması, bunun uruğ, boy, budun şeklinde teşkilâtlanması, buradan devletin doğmasına ve devlet kanalıyla bir milletin ideallerini gerçekleştirmesi sonucunu getirmektedir. Aile, uruğ, boy ve il (Devlet)in sağlam teşkilâtlanması bir yandan millî ideallerin ve mefkurelerin birliğini sağlıyor, bir yandan da Türk ruhundaki dinamizm ve hürriyet fikrinden olsa gerek, büyük devletlerin kurulması yanında parçalanmayı da beraberinde getiriyordu. Bu tarz katı devletçilik şekli, âdeta kendi arasında bir yarışa zemin hazırlıyor, Türkün Kızılelma’ya gitmesini daha da dinamik kılıyordu. Türk milletinin sosyal yapısı, sosyal yapıyı ayakta tutan maddî ve manevî dinamikler, onların Kızılelmaya yol almalarını gerektirmekteydi. Binlerce yıldan beri milletin şuuraltına yerleşen bu duygu, tarihî dönemler itibariyle yeniden zuhur ediyor, yeniden millete hayat veriyordu. Onların hayata sıkı sıkıya bağlanmalarını ve kendi dinamiklerini korumalarını sağlıyordu. Oğuz Han’dan Alparslan Türkeş’e kadar Kızılelma ülküsü Türk milletinin var olma ve idare etme idealinin en üst -seviyede olmasına işaret saytlır. Oğuz Kağan, hâkimiyetin sembolü olarak altın evini kurar, altın evin kurulmasından sonra sefere çıkar. Bunlardan ilki Hint seferidir. Hint ve Çin ülkelerini topraklarına katan Oğuz Han’ın elde etmek istediği Pekin Kızılelması’dır. Tarihçiler Çin’in (Pekin) Kızılelma olarak telâkki edildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Karanlıklar ülkesi, Çin ve Hint ile bütün Orta Doğu ve Kafkasları birleştiren ve burada hâkimiyet tesis eden Oğuz’dan sonra Hunlar tarih sahnesine çıkarlar. Batılıların Tanrının Kılıcı diye isimlendirdiği Atilla’nın hedefi batıdır. Ares Kılıcı olarak isimlendirilen dünya hâkimiyetinin vasıtası olan kılıç, Atilla’nın Kızılelma olarak batıyı seçmesine vesile olmuştur.

Abdalan-ı Rum, alp eren Şeyh Edebali ve onun damatları Osman Gazi ile Tursun Fakı…Oğuz’un Anadolu’daki Korkut Atasıdır.

Osman Gazi’ye Selçuklunun bittiğini belirtir ve “Ona sultanlık veren Tanrı bana hanlık verdi. Eğer minneti şu sancak ise ben kendi sancağımı götürüp uğraştım. Eğer o, ben Al-i Selçukum derse ben de Gök Alp (Oğuz Han) oğluyum” dedirtir. Osmanlı Türk Devleti bu düşünceler üzerine kurulduktan sonra Kızılelma denilen büyük idealde açılım kazanır. Osmanlının ilk Kızılelması, Anadolu’da beylikler dönemine son verip Türk birliğini sağlamak olmuştur. Bunun için çeşitli mücadelelere girişen Osmanlılar, kardeş katline kadar varan büyük fedakârlıklar göstermekten çekinmezler. Gerek iç mücadeleler, gerek Moğol istilâsı bir yandan sıkıntıları getirirken, bir yandan da büyük ideallerin gerçekleşmesi için dinamik bir güç oluşturur. Sadece Türk milleti için değil, dünyadaki bütün milletler için kavşak noktası olarak bilinen ve kendine mahsus özellikleri haiz olan İstanbul, Osmanlının büyük Kızılelması olarak görülür. Hakkında çeşitli rivayetlerin düden dile dolaştığı İstanbul, Fatih Sultan Mehmet’in dahiyane idare ve olağanüstü iradesiyle Türklerin hâkimiyetine girer. Hz.Muhammed’in; “İstanbul muhakkak feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askerlerine ne güzel askerlerdir” hadisi ile müjdelenen ideal, hayata geçirilir. İstanbul’un fethine kadar anlatılan,, ancak İstanbul’un fethi ile olgunlaşan Kızılelma , Türk’ün dünyaya hâkim olma duygusunun bir ifadesi olarak hayata geçmiştir. Evliya Çelebi, Hz.Muhammed’in doğumunda ateş-gedelerin sönmesi ve Tak-ı Kisra’nın sükûtu gibi harikulade hadiseleri anlatırken Ayasofya kubbesiyle birlikte İstanbul Kızılelmasının düştüğünü zikretmektedir.

İstanbul’un fethinden sonra Türk milleti için Kızılelma Roma’ya, St.Pierre’nin kubbesine taşınır. Burası Katolik dünyasının kalbidir. Türklerin hedefi artık Roma’dır. Zira Fatih döneminde yapılan Otronto(İtalya) seferinin sebebi de budur. Roma Kızılelmasının düşürülmesidir. Atilla’dan sonra Roma’yı düşürmek Osmanlı Türklerinin büyük hedefleri arasındadır. Bir efsane Kızılelmanın Roma’ya taşındığını anlatır ve Türk’ü Roma’ya koşturur. Efsaneye göre, Kızılelma, Dağıstan’dan I.Anuşirvan tarafından İran hazinesine konulmuş, oradan da Roma’ya kaçırılmıştır. Bu anlatım tarihî kaynaklarda yer almaktadır. Bundan başka çeşitli mektup örnekleri, elden ele dolaşarak Türkleri Kızılelma’ya (Roma) davet eder. Bir başka Kızılelma ise Macaristan’dır.

Kızılelma, tarihimizde Türk birliği olarak da telâkki edilmiştir. Azerbaycan sahasından Ahunzade Mirza Feth Ali Bey’in yaktığı dilde Türkçülük meşalesi. İstanbul’dan eğitim sahasında Süleyman Paşa tarafından yakılmaya devam edilmiştir. Buharalı Şeyh Süleyman Efendi’nin İstanbul’a taşıdığı Türk birliği fikri, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, Necip Asım Bey ve Veled Çelebi tarafından yaşatılmaya başlanmıştır. Özellikle 19. yüzyılın sonunda 1898 yılında Türk-Yunan savaşının olması, Türkiye’de Türkçülük fikrinin daha süratli kabul görmesini sağlamıştır. Dönemin aydınlan, bir yandan Selanik’te Genç Kalemler hareketim başlatırken, bir yandan da İstanbul’da Türk Derneğini kuruyorlardı. 1908 yılında kurulan bu derneği, aynı gayeleri takip eden Türk Yurdu izliyordu( 1911). Türk milletinin tarihini, dilini, edebiyatını, etnolojisini,sosyal ve siyasî problemlerini araştırmak ve halletmek gayesini güden bu demeğin faaliyetleri kesintisiz olarak 1933 yılına kadar devam edecektir. Emrullah Efendi, Bursalı Tahir, Ziya Gökalp, Tunalı Hilmi, Ağaoğlu Hikmet gibi şahsiyetlerin omuzlarında gelişen Türkçülük cereyanı, 1900′lü yılların başından itibaren yanına siyasî ve askerî kesimlerden de destek almak suretiyle olgunluk kazandı.

Ziya Gökalp’in fikri birikimi, Türkçü düşüncenin merkezinde yer almasını sağladı. 1920 yılında kurulan Türkiye Devleti, bu fikri birikimin ürünü olarak tarihteki yerini aldı. Kızılelmanın Turan olarak şekillendiği bu dönemin en büyük ve ilk safhası olan Türkiye Devleti kuruldu. Zira Turancılık üç aşamalı bir fikir sistemi olarak ortaya atılmıştır. Bunlar sırasıyla, Türkiyecilik, Oğuzculuk (Türkmencilik) ve Turan (Türk Birliği)dır. Turan Devleti fikrinin savunucularından biri olan Ömer Seyfettin, devletin yönetim şekli olarak İlhanlığı teklif eder. Aynı fikrin sonraki temsilcilerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Devleti olarak isimlendirilir. 1920′de tamamen Türk millî düşüncesi üzerine kurulan yeni Türkiye Devleti, ikinci Dünya Savaşı’na kadar bu temel felsefe üzerinde hayatiyet bulur. 1940′h yıllarda iyici filizlenen bu düşünce, döneminde birçok şahsiyetin yetişmesine ve fikrin yayılmasına vesile olur. Kızılelmanın Türk milletinin manevî besini olduğunu söyleyerek bunu Turan fikri ile kuvvetlendiren Nihal Atsız ve 1960′lı yıllardan itibaren Kızılelma, Turan fikrini Türk politik çevrelerine taşıyan ve doktriner bir çehresi olan Alparslan Türkeş. ..Millî devlet-güçlü iktidar sloganıyla kitlelere aktarılan düşüncenin ilk safhası güçlü bir Türkiye Devleti idealidir. Tamamen inkılâpçı bir ruha sahip olan siyasî görüş, Dokuz Işık doktrini ile güçlü ve bulunduğu konumda çevresinin güç odağı olan Türkiye Devleti’ni gerçekleştirmek gayretindedir. Nitekim yüzyılımızın son çeyreğinde dünyada olan gelişmeler bu fikrî ve siyasî görüşün haklılığını ispat etmektedir. Milî ülkü olan Kızılelma, Türk birliğinin, yani Turan’in tesisidir. Bunun birinci dönemi bağımsızlık, ikinci dönemi birlik, üçüncü dönemi ise fetihler dönemidir. Buradan hareketle denilebilir ki, tarihî dönemlerden itibaren tecrübelerle sabit olan Türk birliği fikri, günümüzde yemden hayat bulmuştur. Özellikle yetmiş yılı aşkın bir süredir Rus egemenliğinde yaşayan Türk gruplarının bağımsız devletler olarak dünya devletleri içinde yer almaları, başka Türk gruplarının şimdilik federasyon yapısı içinde yan bağımsız olmaları ile başta Türkiye ile olmak üzere Türk devlet ve toplulukları arasında başlayan iş birliği, Türk’ün Kızılelması olan Turan’a giden bir yol olarak görülmektedir. Ulaşılması gereken hedef, mefkure olarak anılan Kızılelma, zaman zaman coğrafî yerlere isim olarak verilmiştir. Bu yer veya varılması gerekli coğrafyalar Macaristan, İstanbul, Roma, Endülüs, Viyana gibi beldeler olmuştur. Ancak sadece coğrafî yer, ulaşılması, fethedilmesi gerekli belde olmaktan çok, Kızılelma, Türk milletinin hedefi olarak zihinlerde yer etmiştir. Zaman zaman bir devlet olma ideali olan Kızılelma, çoğu kez Türk birliği idealinin ismi olmuştur. Bugün de Türk milletinin birleşme ideali, Turan Devlet fikri olarak yaşamaktadır < İsmet ÇETİN, Kızılelma, Ankara 1997., Bunun yanı sıra Kızılelma ile ilgili olarak şu eserlere bakılabilir. Arın Engin, Kızılelma, İstanbul, 1966.; Ziya Gökalp, Kızılelma, (Haz.Hikmet Tanyu), Ankara, 1976>.

Görüldüğü gibi Kızılelma konusunda netice olarak şu söylenebilir; “Türkler için Kızılelma, üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan idealler veya hayallerdir.”

4/11/2008

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİMİZ

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİMİZ
Abdil Gök Adana 27.05.1980
Abdullah Çatli Nevsehir 03.11.1996
Abdullah Gülpinar Ankara 02.01.1978
Abdullah Izci Kayseri 10.02.1979
Abdurrahman Kiliç Gaziantep 15.03.1980
Abdulkadir Toma Gaziantep 16.11.1979
Adem Pekmezci Yozgat 05.09.1979
Adem Tastan Samsun 25.02.1980
Adem Tomay Adapazari 08.02.1980
Adil Demiröz Antalya 25.02.1978
Adil Karagülle Artvin 31.07.1977
Adil Sakar Çorum 01.07.1980
Adnan Baydilli Elazig 27.04.1979
Adnan Koç Izmir 19.12.1979
Adnan Ünver Konya 26.08.1980
Adnan Yilmaz Samsun …..08.1980
Adnan Yüzgün Mus 22.03.1978
Ahmet Adil Okur Antalya 05.02.1980
Ahmet Avlamaz Konya 25.05.1978
Ahmet Aybak Tokat 12.03.1980
Ahmet Çakiroglu Trabzon 18.01.1979
Ahmet Çebi Trabzon 16.01.1979
Ahmet Çetin Çavdar Istanbul 24.01.1980
Ahmet Duran Özhorta Adana 04.11.1979
Ahmet Evcimen Istanbul ……….1980
Ahmet Gökoglu Kayseri 28.07.1980
Ahmet Remzi Akbas Adana 28.08.1980
Ahmet Levent Pamukçu Nevsehir 28.12.1979
Ahmet Salman Agri 08.04.1980
Ahmet Sarpkaya Hatay 13.10.1979
Ahmet Serdar Tanritanir Adana 25.12.1978
Ahmet Tekin Bingöl 13.08.1979
Ahmet Tevfik Pampal Adana 22.10.1978
Ahmet Yücelkaya Sivas 20.05.1978
Akin Atalay Elazig 07.10.1978
Alaatin Gündüz Usak 02.10.1978
Alaatin Güvenler Kilis 29.11.1978
Ali Alper Demir Ankara 30.06.1979
Ali Avsar Adana 10.04.1977
Ali Bakir Hatay ……….1981
ALI BÜLENT ORKAN Samsun 13.08.1982
Alican Karaosmanoglu Ankara 18.06.1977
Ali Cibir Istanbul 17.05.1979
Ali Çakir Trabzon 09.02.1978
Ali Çetin Kayseri 06.08.1979
Ali Çetiner Gaziantep 08.02.1979
Ali Çiftçi Kayseri 20.04.1978
Ali Fuat Meydan Artvin …..02.1980
Ali Görkem Adana 18.07.1979
Ali Koç Kayseri 03.06.1980
Ali Köleoglu Usak 27.04.1980
Ali Muhittin Nariç Istanbul 04.08.1980
Ali Osman Deveceioglu Istanbul 08.06.1979
Ali Riza Altinok Aydin 25.06.1980
Ali Riza Saran Istanbul 02.12.1979
Ali Sünnetçi Istanbul 23.01.1980
Ali Tezdogan Istanbul 27.03.1979
Ali Uzun Bayburt 30.08.1980
Ali Yasar Yozgat 12.07.1980
Ali Yasar Günaydin Istanbul 07.11.1979
Alparslan Gümüs Afyon 03.11.1975
Alper Tunga Uytun Tunceli 13.04.1979
Arif Üzüm Istanbul 12.12.1979
Arif Yilmaz Kayseri 14.08.1978
Arslan Karakaya Samsun 07.07.1979
Arslan Sivri ———- 09.12.1979
Atalay Çakir Balikesir 30.07.1979
Aydin Demirkol Malatya 22.03.1981
Ayhan Yazici Trabzon 11.01.1980
Ayse Çetinkaya Adana 12.06.1980
Aziz KARABA?
AYTEKIN TASÇI Aydin 14.01.1977
Bahattin Kaplan Kirsehir 30..01.1980
Bahri Aksu Gümüshane 24.12.1979
Bahri Bilge Giresun 16.03.1979
Baki Yesiloglu Kirikkale 29.07.1979
Basaran Kambur Rize 14.08.1979
Bayram Çonoglu Samsun 16.07.1977
Bayram Özyildirim Adana 12.03.1980
Bedri Akbas Kahramanmaras 04.07.1978
Bekir Bag Ankara ……….1980
Bekir Çifter Kayseri 18.10.1979
Bekir Çon Samsun 03.12.1977
Bekir Gizligöl Sanliurfa ……………..
Bekir Koç Tokat 08.05.1980
Bekir Sendilmen Istanbul 30.06.1979
Bekir Simsek Kirsehir ……….1980
Bekir Yücel Kahramanmaras 08.05.1979
Bercis Seden Burdur 14.10.1979
Bilal Akbel Eskisehir 12.10.1979
BILAL ARLI Samsun 15.06.1979
Bilge Özsoy Kayseri ……….1980
Blade Aybars Tekin Kahramanmaras 08.07.1980
Bülent Alp Istanbul ……….1980
Cabbar Güler Adana 20.08.1980
Cafer Çitil Sivas 16.03.1979
Celal Arslan Çorum 08.07.1980
Celal Üste Adana 13.05.1979
Cemal Akbay Agri 30.06.1978
Cemalettin Karaaslan Tokat 27.06.1979
Cemal Gülbay Rize 16.05.1979
Cemil Aydin Manisa ……….1980
Cemil Çöllü Manisa 25.06.1979
Cemil Dogan Gaziantep 14.02.1973
Cengiz Arslan Tokat 16.05.1980
Cengiz Baktemur Malatya 02.05.1982
Cengiz Masir Eskisehir ……….1979
Cengiz Sen Denizli 27.12.1976
Cevat Koca Giresun 16.03.1978
Cevdet Acar Bursa 29.06.1980
Cevdet Karakas Elazig 04.06.1981
Cihan Kurt Malatya …..08.1979
Coskun Erdag Kars 13.05.1978
Cumali Simsek Adana …..08.1981
Çetin Koçoglu Tunceli 12.01.1977
Davut Turan Tokat 28.06.1978
Dogan Tasoluk Konya 22.08.1979
Duran Kömekçi Adana 04.09.1980
DURSUN ÖNKUZU Tokat 23.11.1970
Efraim Seker Bulgaristan 15.06.1979
Ekrem Çamas Samsun 24.05.1980
Ekrem Kocaman Artvin ……….1980
Ekrem Manav Denizli 26.09.1979
Ekrem Tar Ankara 17.05.1977
Ekrem Yilmaz Erzurum 19.08.1977
Emin Emekli Ankara 04.09.1980
Emrullah Türkdagli Kahramanmaras 22.02.1980
Enver Yavuzdemir Artvin 10.12.1979
Ercüment Yahnici Ankara 27.12.1979
Erdal Çor ————— 24.10.1979
Erdem Arabaci Bolu 10.09.1977
ERDEM YEDIBELA Erzurum 09.01.1980
Erdogan Biyik Balikesir 02.06.1979
Erdogan Yilmaz Giresun 16.12.1977
ERHAN CENGIZ Izmit 31.08.1980
Erkan Terzibasi Istanbul(Rize) 02.02.1980
Erol Ates Bursa 11.09.1979
Erol Cug Samsun 17.12.1979
Erol Erbiçer Manisa 24.05.1977
Erol Gürsesoglu …………….. 04.07.1980
Erol Karagöz Tekirdag ……….1980
Erol Pinar Bursa 01.08.1980
Erol Selçuk Samsun 30.04.1979
Erol Türkmen Ankara 17.10.1980
Eyüp Gökçen Tokat 05.01.1978
Fahir Dogan Ankara 17.05.1976
Fahrettin Yavuz Istanbul 03.08.1979
Fahriye Altinok Istanbul 25.06.1980
Faruk Çinar Kilis 10.08.1978
Faruk Ferah Eskisehir 05.04.1980
Faruk Kartal …………… 24.09.1979
Fazil Ahmet Kurtoglu Istanbul 13.12.1979
Fehim Eristi Artvin 18.04.1979
Fethi Aslanhan ………… 1998
Feridun Bas Samsun 22.03.1978
Fevzi Dogan Adana 26.05.1975
Fevzi Köseaydin Kayseri 18.08.1979
Fevzi Nur Aydin Kars 21.02.1979
Figen Çöktü Adana 27.08.1980
FIKRI ARIKAN Çorum 27.03.1982
Gün Sazak Eskisehir 27.05.1980
HAKAN KAYHAN ISIK ………. …..11.1993
Haci Kiliçaslan Agri 30.03.1980
Haci Demir Adana 18.03.1978
Hafiz Tank Istanbul ……….1980
Halil Baybars Tokat 05.10.1978
Halil Erdogan Adana 11.12.1978
Halil Esendag Manisa 05.06.1983
Halil Hilmi Sakarya Istanbul 26.09.1978
Halil Ibrahim Kemer Adana 15.08.1980
Halil Sucu Çorum 17.11.1978
Halil Yavuz Kütahya 27.10.1978
Halis Öztürk Eskisehir 11.08.1979
Halit Çotur Sakarya 03.05.1980
HALUK KAÇAGAN Konya 11.07.1980
Hamit Fendoglu Malatya 17.04.1978
Hamit Sahin Trabzon 23.03.1978
Hamza Uzgören Ankara 26.12.1979
Hanife Fendoglu Malatya 17.04.1978
Harun Çivici Izmir 03.03.1977
Hasan Alemlioglu Nevsehir ……….1983
Hasan Aydin Bursa 30.06.1980
Hasan Bagzik Çorum 04.07.1980
Hasan Beder Istanbul 16.06.1980
Hasan Dikkas Istanbul 29.12.1978
HASAN GÜVEN Samsun 25.03.1980
Hasan Hüseyin Akbas Kahramanmaras 15.03.1980
Hasan Hüseyin Sanli Denizli 04.08.1977
Hasan Isik Adana 18.12.1978
Hasan Karaçuha Çorum 13.08.1979
Hasan KerimGözleme Çankiri 17.08.1980
Hasan Koç Adana 25.12.1978
Hasan Saglam Bursa 01.08.1980
Hasan Tezer Balikesir 25.09.1977
Hasan Yükler Tokat ……….1980
Hasim Yildirim Usak 22.08.1979
Hayati Dagarslan Yozgat 26.01.1978
Hayrettin Ulubay Sivas 10.09.1977
Hidayet Sert Istanbul 20.1..1977
Hidayet Yilmaz Usak 23.09.1979
Hikmet Ay Istanbul 20.11.1977
Hikmet Tekin Bingöl 13.08.1979
Hikmet Yildirim Artvin 23.10.1978
Hilmi Soydan Kahramanmaras 25.12.1978
Hulusi Belkiz Istanbul 29.12.1978
Hükümdar Inci Bursa 18.07.1980
Hürcem Gürsoytrak ………. 29.06.1978
Hüseyin Adag ………. 27.06.1979
Hüseyin Altay Elazig 19.09.1977
Hüseyin Bakisli Antalya 02.08.1978
Hüseyin Bayram Antalya 07.08.1979
Hüseyin Büyükkoz Kahramanmaras 25.09.1976
Hüseyin CahitAküzüm Azerbaycan 06.12.1979
Hüseyin Çardak Çanakkale 13.07.1979
Hüseyin Çoban Yozgat 26.06.1980
Hüseyin Fidan Ankara 20.02.1980
Hüseyin Gün Samsun 24.02.1980
HUSEYIN GÜVEN Samsun 11.03.1980
Hüseyin Kabasakal Adana 17.05.1979
Hüseyin Kuzdal Kahramanmaras 12.08.1979
Hüseyin Sobaci Tokat 13.08.1979
Hüsnü Özaltindere Istanbul 10.11.1979
Hüsnü Tepe Giresun 03.10.1978
Ibrahim Celal Kendir Istanbul 07.06.1976
Ibrahim Çalik Istanbul 25.09.1979
Ibrahim Gizligöl Sanliurfa ……………..
Ibrahim Nalbantoglu Kayseri 16.08.1980
Ibrahim Ulus Zonguldak 20.04.1979
Ibrahim Yarali Artvin 20.10.1979
Ihsan Karadag Adana 20.06.1979
Ilhami Balci Ankara 28.07.1979
Ilhan Demir Adana 05.08.1980
Ilhan Darendelioglu Içel 19.11.1979
Imdat Sarica Konya 20.06.1977
Irfan Çetiner Yozgat 29.08.1980
Irfan Çölcü Kahramanmaras ……………..
Irfan Ögütçü Istanbul 10.03.1977
Isa Eraslan Agri 08.02.1980
Isa Oduncu Aydin 30.08.1980
Isa Yilmaz Samsun 17.03.1979
Ismail Aslan Konya 16.11.1979
Ismail Bahadir Usak 30.03.1980
Ismail Basaran Istanbul 08.02.1980
Ismail Bayraktar Balikesir 26.12.1979
Ismail Gerçeksöz Bursa 04.04.1980
Ismail Güzel Istanbul 17.01.1978
Ismail Ikiz Çanakkale 19.10.1977
Ismail Kandemir Adana 17.01.1980
Ismail Keskin Ankara 14.04.1978
Ismail Oktar Istanbul 14.06.1976
Ismail Tigli Kastamonu 21.11.1976
Ismail Tomaç Bursa 05.06.1980
Ismet Erdem Nigde 17.01.1978
Israfil Aktas Kayseri 14.04.1980
Israfil Arikan Adana 11.11.1978
Kadir Odabas Samsun 23.07.1980
Kadir Ilkin Kirsehir 23.01.1980
Kadir Top Erzurum 09.10.1976
Kemal Aslan Trabzon 17.07.1980
Kemal Durmazpinar Erzurum 03.06.1978
Kemalettin Erdogan Ankara 02.01.1978
KemalFedaiÇoskuner Antalya 03.12.1979
Kemal Küp Samsun 17.07.1980
Kemal Ürer Balikesir ……….1980
Kenan Tavukçu Aydin 03.09.1980
Kenan Yüzgün Mus 17.04.1978
Kerep Sari Çorum ……….1980
Kerim Oktay Istanbul 20.12.1979
Kubilay Ayçin Aydin ……….1988
LEVENT BAYKAY Izmir 19.12.1977
Levent Erkenez Kahramanmaras 22.02.1980
Levent Gülpinarli Eskisehir ……….1979
Lokman Kadakal Gümüshane 13.08.1979
Lütfi Özdemir Içel 16.05.1979
Mahir Bozkurt Ankara 29.01.1980
Mahmut Kandemir Usak 10.05.1980
Mahmut Sükrü Said Kerkük 29.05.1979
Mehmet Akin Bolu 27.06.1978
Mehmet Akif Bekiroglu Trabzon 16.06.1978
Mehmet Albay Ankara 16.05.1977
Mehmet Ali Erçelik Gaziantep …..09.1980
Mehmet Ali Gözleme Çankiri 11.07.1977
Mehmet Ali Ince Kirklareli 21.09.1979
Mehmet Ali Mutlu Adana 27.09.1979
MEHMET ALUS Istanbul 01.08.1979
Mehmet Aydin Ankara ……….1980
Mehmet Bagis Kars 25.03.1980
Mehmet Bahattin Nariç Istanbul 04.08.1980
Mehmet Basak Trabzon 20.11.1979
Mehmet Baskurt Balikesir 27.08.1980
Mehmet Bilir Kayseri 09.05.1980
Mehmet Bulduk Istanbul 19.07.1979
Mehmet Canitez Istanbul 07.11.1979
Mehmet Çapar Gaziantep 04.11.1977
Mehmet Çevik Artvin 03.03ç1980
Mehmet Dalargiç Bursa ……….1980
Mehmet Demirtas Istanbul 23.07.1980
Mehmet Fener Istabul 04.07.1980
Mehmet Görür Istanbul 08.02.1980
Mehmet Gümüsbas Nigde 15.07.1978
Mehmet Günes Kirklareli 28.07.1978
Mehmet Kandemir Adana 07.11.1980
Mehmet Kazgan Malatya 26.03.1981
M.Kürsad Fendoglu Malatya 17.04.1978
Mehmet Mert Adana 17.02.1980
Mehmet Özdal Eskisehir 03.09.1980
Mehmet Özgün Antalya 13.02.1980
M.Remzi Aslangöz Adiyaman 17.10.1979
Mehmet Salih Güçlü Diyarbakir 30.10.1978
Mehmet Sariaslan Istanbul 31.01.1977
Mehmet Sahinci Çorum 04.07.1980
Melih Kunter Elazig 04.09.1976
Meriç Dikici Istanbul 22.11.1979
Mesut Akarsu Balikesir 03.07.1979
Mesut Aras Adana 29.08.1979
Mesut Yergin Aydin 14.10.1977
Mete Türkoglu Sivas 11.08.1980
Metin KaratepeYozgat ……….1977
Metin Bilir Adana 29.05.1979
Metin Özcan
Aydin 14.05.1977
Metin Özcan Elazig 17.11.1979
Metin Öztürk Ankara 13.03.1977
Mevlüt Millidere Kayseri 18.03.1980
Mevlüt Toptas Ankara 29.07.1979
Mikail Özmen Kars 18.05.1977
Mirza Çetin Kayseri 17.06.1977
Mithat Yasar Adiyaman 17.10.1979
Muammer Yalçin Antalya ……………..
Muammer Yildirim Sinop ……….1980
Muhammed Bas Istanbul 05.09.1978
Muharrem Sabutay Çanakkale 28.01.1979
Muhittin Atli Içel 03.09.1977
Muhittin Canlier Içel 04.08.1977
Muhterem Gökkurt Mugla 15.04.1980
Murat Isgal Tokat 12.03.1980
Murat Kiliç Trabzon 14.12.1978
Murat Name Adana 28.05.1979
Murat Oguz Elazig 15.12.1978
Murat Sahbaz Içel 16.01.1979
Musa Tas Kars 20.07.1980
Mustafa Balci ankara 28.07.1979
Mustafa Ali Akin Aydin 15.08.1978
Mustafa Balikçi Sivas 02.01.1978
Mustafa Basoglu Samsun 04.11.1977
Mustafa Demir Istanbul 24.06.1980
Mustafa Dursun Samsun 13.02.1979
Mustafa Erol Istanbul 01.03.1977
Mustafa Ertas Erzurum 16.05.1976
M.Ertugrul Tuncer Ankara 03.09.1980
Mustafa Firdolas Adana 19.05.1979
Mustafa Gönül Konya 09.03.1978
Mustafa Günes Ankara 22.06.1979
Mustafa Hasatli Istanbul 04.10.1978
Mustafa Karaca Samsun 19.09.1979
Mustafa Karacan Adana 11.11.1978
M.Kemal Marasli Kayseri 26.04.1977
M.Kemal Sahin Adana 05.04.1979
Mustafa Pehlivanoglu Ankara 07.10.1980
Mustafa Sivri Kirsehir 10.03.1979
Mustafa Soylu Adiyaman 03.07.1977
Mustafa Tonyali Artvin ……….1980
Mustafa Tuna Samsun 06.01.1980
Mustafa Türköne Ankara 23.06.1979
Mustafa Usul Ankara 29.07.1980
MUSTAFA YARDIMCI Agri 16.11.1977
Mustafa Yenicil Adana 20.09.1979
Mustafa Yüce Adana 03.08.1979
Mürsel Karatas Malatya 19.09.1979
Mürüvet Kekilli Adana 12.09.1980
Naci Altinsüzer Adana ……….1980
Nadir Ünal ………. 03.08.1979
Nazim Arpaci Izmir 30.07.1977
Necati Çakici Istanbul 19.09.1978
Necdet Salih Kerkük 07.07.1975
Necip Altinok Yozgat 21.11.1978
Necmi Bilgin Afyon 21.01.1980
Nevruz Koç Kars 30.01.1978
Nevzat Kandemir Sivas 27.12.1979
Nevzat Karayün Ordu ……….1980
Nihat Aksu Eskisehir 27.05.1980
Nilgün Altinok Istanbul 25.06.1980
Nizamettin Akbas Içel ……….1981
Nurettin Aputkan Antalya 27.06.1976
Nurettin Çetin Hatay 16.05.1979
Nurettin Temiz Elazig 14.06.1980
Nurettin Yildiz Eskisehir 06.09.1980
Osman Ülker Bursa 31.07.1980
Orhan Bilici Artvin 12.01.1978
Orhan Çakir ………. 29.09.1978
Orhan Kadir Ögütçü Ankara 16.05.1980
Osman Aksu Çorum …..06.1980
Osman Güçlü Eskisehir 24.08.1979
Osman Günaydin Trabzon 19.11.1979
Osman Kavcar Denizli 22.08.1979
Osman Öztas Manisa 13.08.1977
Osman Tan Samsun 14.05.1980
Osman Ugur Özaydin Usak 27.01.1979
Osman Zeki Kaptan Trabzon 20.08.1980
ÖMER UYAN Tokat ……….1987
Rafet Demir Bulgartistan 26.09.1980
Rahmi Sahin Tunceli 06.02.1978
Ramazan Güzel Adana 24.09.1978
Ramazan Oguz Antalya 19.08.1980
Ramiz Karmit Içel 18.09.1979
Rasit Gündüz Isparta 15.01.1979
Recep Altay Kiziltas …….. 26.01.1979
Recep Hasatli Bolu 04.10.1978
Recep Köse Aydin ………1988
Refik Aslan Samsun 02.09.1980
Remzi Kütükçü Tokat 04.08.1977
Resul Sahin Samsun 08.02.1980
Resat Atalay Kars 17.04.1979
Rifat Genç Artvin 29.05.1978
Rifki Ertugrul Kayseri 07.02.1980
Ruhi Kiliçkiran Adana 04.01.1968
Sabahattin Balli Bursa 31.07.1980
Sabri Kiran Edirne 27.06.1978
Sabri Köksal Kayseri 19.08.1979
Sabri Tabak Istanbul 24.09.1979
Sabri Tasdemir Kayseri 08.04.1978
Sacit Çeyiz Kahramanmaras 11.04.1980
Sadettin Dirgen Mugla 21.06.1980
Sadettin Körüklüoglu Mus ………1980
Sadettin Manga Edirne 12.01.1978
Saffet Çelik Artvin 14.06.1980
Saim Ayaz Kirsehir 08.02.1980
Salih Tuncer Tokat 23.06.1979
Salih Ulu Giresun 16.03.1978
Salim Sak Çorum 02.04.1980
Samet Aslan Agri …………….
Sami Camci Sivas 01.01.1980
Sami Nakipoglu Adiyaman 11.03.1979
Sami Tezerer Adana 17.05.1980
Satilmis Aytin Istanbul 30.08.1979
Satilmis Bademci Ankara 04.08.1980
Satilmis Can ……………… 18.05.1998
Savaskan Arsal ……………… 08.06.1979
Sebahattin Güldane Usak 16.07.1980
Sedat Hacioglu Artvin 12.05.1980
Sedat Sen Istanbul 08.08.1979
Sedat Yenigün …………. 05.07.1980
S.Aydin Baltacioglu Antalya 18.05.1979
Selahattin Çevik Istanbul 28.07.1979
Selahattin Simsek Edirne 30.11.1979
Selçuk Duracik Yugoslavya 05.06.1983
Selçuk Saridogan Adana 05.05.1978
S.Bozkurt Fendoglu Malatya 17.05.1978
Selim Çelik Usak 20.12.1979
Selim Tanriverdi Ankara 10.09.1980
Serdar Erkanaz Kahramanmaras 22.02.1980
Seyfullah Eksioglu ………………. 16.06.1978
Sezai Uçar Manisa 17.05.1979
Siddik Gülbek Çorum 10.09.1980
Sirri Gürsoy Ankara 13.05.1979
Sitki Akturan Balikesir 09.08.1979
Sitki Aydin Çankiri 10.07.1977
Sinan Koca Giresun 17.03.1978
Sinan Savas Sivas 12.01.1977
Sitemkar Basboga Adana 07.05.1976
Suat Hayri Balci Aydin ………1988
Suat Kürsat Van 22.03.1977
Sulhi Aksoy Hatay 09.06.1980
SULEYMAN ASLAN Erzurum 09.06.1978
Süleyman Çolak Erzurum 19.07.1979
Süleyman Özmen Ankara 21.03.1970
Süleyman Toprak Kayseri 28.11.1979
Saban Ali Terzibasi Rize 02.02.1980
Saban Eyili Samsun 13.06.1979
Sahap Esen Eskisehir 10.09.1980
Sahin Bingol Ankara 24.12.1979
Serafettin Akbas Aydin 10.10.1979
Serafettin Karci Nigde 24.10.1979
Serafettin Sahin Kirsehir 31.12.1977
Serif Çorbacioglu Denizli 08.04.1977
Serif Neidim Sivas 21.04.1978
Serif Özçubukcu Gaziantep 24.02.1978
Sevki Demir Nigde 17.01.1978
Sükrü Aydin Adana 12.09.1979
Tahir Dede Antalya 18.05.1979
Taner Kalkanci Bursa 21.03.1979
Tevfik Alkan Istanbul 17.12.1979
Tevfik Seçilmis Adiyaman 11.10.1979
Timur Demir Istanbul 02.05.1976
Torun Turan Erzincan 12.02.1976
Tuncay Terzi Kahramanmaras ………1980
Turab Ibrim Konya 29.04.1980
Turgay Uysal Antalya 24.07.1979
Turgut Çelme Istanbul 08.07.1980
Turgut Demirkaya Kars …..11.1988
Turgut Deniz Istanbul 08.07.1980
Turgut Torun Artvin 02.07.1979
Turan Selahattin Kerkük 29.05.1979
Ugur Erkenez Kahranmaras 22.02.1980
Ugur GökdemIr Artvin 04.09.1980
Ümit BeyzÇavdar Trabzon 02.01.1971
Vakif Oguz Gaziantep 09.08.1980
Vedat Aslankara Denizli 02.01.1979
VELI CAN ODUNCU Istanbul 26.03.1988
Veysel Eker Adana 23.09.1979
Yahya Aktas Afyon 14.11.1977
Yahya Baran Çorum 05.06.1980
Yahya Gözütok Ankara 22.08.1980
Yasar Akgül Adana 03.09.1980
Yasar Beder Istanbul 16.06.1980
Yasar Bostanci Çorum 27.10.1979
Yasar Canikligil Sivas 18.11.1978
Yasar Dogan Çorum 17.03.1980
Yasar Durukan Aydin 23.12.1979
Yasar Kanmaz Eskisehir 03.12.1979
Yasar Özcivlez Kastamonu 05.11.1975
Yasar Topcu Balikesir 05.11.1977
Yasar Yazici Aydin ………1988
Yavuz Aydin Manisa 17.05.1979
Yavuz Çaliskan Hatay 24.01.1977
Yavuz Özkaya Adana 12.01.1979
Yavuz Turan Ankara 06.03.1980
Yekta Aslan Kahramanmaras 11.03.1979
Yildirim Akdogan Manisa 08.08.1979
Yilmaz Kaymakci Hatay 18.03.1977
Yilmaz Keskindemirci Aydin 08.03.1976
Yunus Ceylan Ankara 10.01.1976
Yunus Dogan Adana 06.12.1976
Yunus Solmaz Sivas 31.08.1980
Yunus Sahan Eskisehir 01.01.1980
Yunus uzun Adana 18.01.1988
Yusuf Bahri Genç Gümüshane 13.05.1979
Yusuf Bas Ankara 25.12.1979
Yusuf Imamoglu Bulgaristan 08.06.1970
Yusuf Tanik Çankiri 28.09.1976
Yücel Kapisiz Bursa 09.09.1979
ZAKIR ALKAN Erzurum 09.06.1978
Zeki Bük Bolu 17.05.1977
Zeki Kaya Usak 08.11.1979
Zihni Demir Kayseri 10.08.1979
Ziya Agirbas Erzincan 12.09.1978
Zülfikar Sevgi Adana 12.08.1977

« Önceki ::